Dernek
1926 Yılına Kadar Çumra Tarihi
Konya yöresinin 23.000–17.000 yıl öncesinde bir iç deniz (göl) olduğu, bu gölün günümüzden yaklaşık 12.000-11.000 yıl önce kurumaya başlamasıyla çevresinde de yerleşim yerlerinin oluşmaya başladığı belirtilmektedir (Yılmaz, 2015). Böyle bir ortamda kurulmuş olan Çatalhöyük ve sonrasında Çumra’nın da içinde bulunduğu Konya ve çevresi tarih öncesi devirlerde bile önemli merkezler arasında olduğu kabul edilmektedir.
Eski bir yerleşim yeri olan Çumra bu günkü İçeri Çumra’dır. Eski Çumra Konya’ya 35 kilometre uzaklıkta olan bir yerleşim yeridir. Konya ve Çumra sınırları içerisinde çok sayıda höyük bulunmaktadır. Bunlardan iki tanesi Anadolu’da hatta dünyada ilk yerleşim yerleri olarak kabul edilmekte olan Konya merkeze 30 km uzaklıkta Karatay ilçesi Hayıroğlu Mahallesi sınırları içerisinde olan Boncuklu höyük (MÖ 8.300-7500) ve Konya’ya 50 km uzaklıkta Çumra ilçesi Küçükköy Mahallesi sınırları içerisindeki Çatalhöyük’tür (MÖ 7.400-5.600).
Çatalhöyük civarında M.Ö. 7400 yılından bu güne kadar uzun bir süredir hayat sürmektedir. Çatalhöyük, ismini kurumuş akarsuyun yanlarında bulunan çatal şeklinde iki adet höyük yerleşiminden aldığı bilinmektedir. Çatalhöyük yöresinin o zamanki adının Çumra olduğu hakkında bir kayıt bulunmamaktadır. Çatalhöyük, önemli arkeolojik bir kalıntı olup kültürel miras olarak UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü) tarafından 2012 yılında Liste’ye (Kayıt No: 1405) kaydedilmiştir.
Neolitik çağın önemli kent yerleşim yerlerinden biri Çatalhöyük’tür. Neolitik höyük yerleşmesinde kademeli yerleşim mevcuttur.
Çatalhöyük’te yapılan kazılar neticesinde bu dönemde yaşayan insanların evler yaptıklarını, güvenlik nedeniyle evlerin sur yerini tutacak şekilde yan yana inşa edildiği ve böylece dış etkilere karşı bir savunma hattı meydana getirildiği belirtilmektedir. Bu evlerin kapıları olmayıp, damın üzerinde açılan bir delikten merdivenle içeri inildiği ve sonra merdivenin içeriye çekildiği belirtilen güvenli evlerdir (Hodder, 2006a, Dolukhanov, 1998).
Çatalhöyük’te 1960’lı yıllarda başlatılan kazı çalışmalarına bir süre ara verilmiş olup, 1993 yılında yeniden başlanmış ve halen her yıl Temmuz-Eylül ayları arasında devam edilmektedir.
Çatalhöyük ile ilgili bir Resim 1’de verilmiştir. Çatalhöyük tarımın başkentidir. Yabancı hububat, bazı bitkiler, koyun ve keçi Çatalhöyük’te evcilleştirilmiştir (Hodder, 2006a- 2006b). Yörede Çarşamba suyunun olması, flora ve faunanın zengin ve toprağın tarıma oldukça elverişli olması yerleşimin gelişmesini sağlamıştır.
Çatalhöyük ve çevresinde yaşayan toplumların M.Ö. 7400 yıl öncesinde ticaretin, hayvanların evcilleştirilmesinin, takı, ziynet eşyası, resim ve heykel sanatlarıyla dokumacılığın ilk kez burada yapıldığı, toprak kapların ve bakırın ilk kez burada kullanıldığı, Neolitik devre ait ilerlemiş bir medeniyetin buradan başlayıp dünyaya yayıldığı tarihi kayıtlarda belirtilmektedir. Çumra Çatalhöyük, sadece ülkemizin değil, Dünya ölçüsünde yemek kültürünün ilk defa başladığı, tarımın yapıldığı, ateşin kullanıldığı, yerleşik hayata geçildiği, vahşi hayvan saldırılarına karşı ortak savunmanın yapıldığı merkez olarak tanınmaktadır.
Çatalhöyük’ten başka Çumra merkez ve köylerinde Neolitik ve daha sonraki dönemlerden kalan çok sayıda (Sırçalı Hüyük, Seyithan Höyüğü, Karahüyük, Karkın Höyüğü, Dedemoğlu Höyüğü, İçeri Çumra Höyüğü, Alibeyhüyüğü Höyüğü, Küçükköy Höyüğü, Abditolu Höyüğü, Üçhöyük, ….gibi) höyük yerleşmesi bulunmaktadır.
Tarihte MÖ. XIII. yüzyılda Hititler yöreye egemen olmuştur. M.Ö. VII. ve VIII. yüzyıllarına ait Arkeolojik bulgulara göre, Frigler bölgede yaşamışlardır. Frigler zamanında surlarla çevrilmiş İç Kale’de (Alâaddin Tepesi’nde) gelişen Konya (Kavania) bir kale-kent hâline gelmiştir. Konya Frigler’den sonra Frigyalılardan sonra Lidyalılar yörede yaşamış ve Lidyalıların insanlık tarihine ve uygarlığına yaptıkları katkılardan en önemlisi M.Ö. 7. yüzyılın ikinci yarısında parayı icat etmiş olmalarıdır. M.Ö. 6. yüzyılda Persler, M.Ö. 4. yüzyılda Büyük İskender, Selevkoslar, Bergama krallığı, M.Ö. 2. Yüzyılda Roma ve M.S. 395’te Konya ve çevresine Bizanslıların hâkim olmuşlardır. Çatalhöyük’te yapılan kazılar ve ilgili kaynaklarda bu yöredeki yerleşimin günümüzden on bin yıl öncesine (M.Ö 7.400) kadar gitmekte olduğu, Konya’nın MÖ 6. yy ortalarında Pers, İskender, Selefkiler, Bergama Krallığı hâkimiyetlerinden sonra, Roma ve Bizans egemenliğine girdiğini belirtilmektedir. Geçmişte yörede hüküm süren değişik devletlerin yönetiminde kalmıştır.
Konya İli ve dolayısıyla Çumra, M.Ö. 7. bin yılından beri yerleşim yeri olmuş, pek çok medeniyete beşiklik etmiştir. Yazının M.Ö. 3500’de kullanılmaya başladığı hatırlanacak olursa bu yöre ülkemizin en eski yerleşim merkezleri arasında yer almaktadır.
MS. VII. yüzyılın başlarında Sasaniler, bu yüzyılın ortalarında Muaviye komutasındaki Emeviler, şehri geçici olarak yöreye hâkim olmuşlardır. Hıristiyanlık devrinde ait Anadolu’daki en eski Hıristiyan yerleşimine ve en eski kiliselerine de Konya civarında rastlanmaktadır.
Konya ve çevresi Konya’nın tekrar Müslümanların eline geçmesi 708 yılında olmuştur. Bölge, Abbasi dönemi İslam akınlarına da hedef olmuştur. Abbasi seferleri kalıcı başarı sağlayamadığından egemenlik kurulamamıştır.
10. yüzyıla kadar bir Bizans eyaleti olan Konya; Müslüman Araplar’ın akınlarına maruz kalmıştır. Malazgirt Zaferi’nden önce Konya’ya ilk gelen, Türk akıncıları 1069 yılında Selçuklular olmuştur. Selçuklular zamanında yörede halka inanç özgürlüğü verilerek, yerli halkın devlete sadakatle bağlanması temin edilmiş, böylece Anadolu mozayiği daha o yıllarda mükemmel görüntü zenginliğine kavuşturulmuştur. Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması da bu siyaset takip edilerek sağlanmıştır.
Selçuklular döneminden önceki kayıtlarda bu bölge Çumra olarak değil Konya olarak geçmektedir. Anadolu Selçuklu Devleti, Konya’nın siyasi, ekonomik ve kültürel hayatında önemli bir süreci teşkil etmektedir. Bilindiği üzere Konya, Anadolu Selçuklu Devleti’ne başkentlik yapmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti, 11. yüzyılda Anadolu’ya akın eden Türk boyları tarafından kurulan bir devlet olup ilk kurucu sultan, I. Rukneddin Süleyman Şah’tır. Müslüman Türklerin “1071 Malazgirt Zaferi”nden kısa bir süre sonra Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından Konya fethedilmiş ve Süleyman Şah devlet merkezi olarak İznik’ten sonra 1076’da Konya’yı başkent (payitaht) yapmıştır. Konya ve çevresi, Anadolu Selçukluları döneminde Türk-İslam diyarı haline gelmiştir. Çumra’da Türk hâkimiyeti, 1075-1076 yılında sağlanmıştır (Konyalı, 1964). Çumra ve civarı Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından Konya’yla birlikte 1080’li yıllarda fethedilmiş ve Çumra Anadolu Selçukluları zamanında Oğuz boylarının yerleştirilmesi ile yeniden kurulmuş bir yerleşim yeri olmuş, Karamanoğulları zamanında geliştirilmiştir. (Aköz ve Ürekli, 2000).
Süleyman Şah’ın ölümünden sonra tahta oğlu I. Kılıç Arslan geçmiştir. I. Kılıç Arslan dönemi, Anadolu Selçuklu Devleti’nin kısa sürede toparlandığı ve 11. yüzyılın sonlarında meydana gelen Haçlı Seferlerine karşı önemli rol oynadığı bir süreçtir.
Göçebe olarak Anadolu’ya gelen Türkmen aşiretleri daha çok kırsal bölgelerde, suyun olduğu, dağlık ve ovalık yerlerde konargöçer hâlinde yaşıyorlardı. Bu göçebe Türkmen aşiretleri zaman zaman yerleşik hayata da geçmişlerdir. Bu yerleşimler neticesinde yeni küçük köyler oluşmuştur. Sultanlar bu yörede arazinin kullanılması için bazen bir aileye (aşirete) bazen de kiraya veriyorlardı.
Selçuklu hâkimiyeti ve Karamanoğulları Döneminde Çumra karyesi olarak bilinen yerleşim yeri bu günkü İçeri Çumra’dır. Çumra yörede bu dönemde yerleşilen ilk yerleşim yerlerinden biridir. Belgelerde Çumra ile ilgili Selçuklular zamanından kalma fazla bir belge olmamakla birlikte, Selçuklular zamanında, başlangıçta sazlık ve bataklık olan Çumra’nın etrafındaki beldelere yerleşen Türkmenlerin daha sonraları suyunun bol olması sebebi ile bugünkü İçeri Çumra olarak bilinen mevkide ve çevredeki höyüklerde toplandıkları ve Çumra’yı kurdukları kayıtlarda geçmektedir.
Anadolu Selçuklu devletinin yıkılmasından sonra yörede Karamanoğlu beyliği 1250 yılında kurulmuş ve bir süre hüküm sürmüştür. Konya, Osmanlı öncesi Karamanoğullarına ait önemli bir merkezdi. Çumra, Türkiye Selçuklu Devleti’nin yıkılmasından sonra 1320’li yıllarda Karamanoğullarının tamamen denetimine geçmiştir. Konya, Karamanoğulları ile Osmanlı Devleti arasında önemli bir rekabetin yaşandığı bir bölge olmuştur. Karamanoğuları’nın yıkılmasında sonra kurulan Türk beylikleri Anadolu Türk birliğini kurma mücadelelerinde Çumra’da oldukça mücadele vermişler ve aralarında Çumra’dan geçen Çarşamba çayını sınır olarak kabul etmişlerdir.
Karamanoğlu İbrahimbey Camisi (Büyük Cami, Camii Kebir)
Osmanlı’nın İstanbul’u 1453 gibi daha erken bir tarihte almasına karşın, Konya Osmanlıların egemenliğine ancak daha sonraki yıllarda geçmiştir. Çumra ve civarında ki bölgeler, daha önce 1391-1402 yılları arasında on bir sene Osmanlı hâkimiyeti altında kalmış ve Ankara Savaşı’ndan sonra tekrar Karamanoğulları idaresine geçmiştir. Fatih Sultan Mehmet zamanında, 1467 yılında, kesin olarak Osmanlı topraklarına katılan bu bölgelerde asayiş temin edildikten sonra bu yerlerin umumi tahriri hazırlanmıştır.
Fatih Sultan Mehmet’in zamanında 1470 yılında Osmanlının dört eyaletinden biri olan Karaman eyaletinin merkezi Konya şehriydi. Eyalete ilk zamanlarda, Osmanlı şehzâdeleri vali olarak atandı. 17. yüzyılda bu eyalet 11 Sancaklı ve 80.000 km2’ye yakın büyüklükteydi. Osmanlı topraklarına katılan bu bölgelerde asayiş temin edildikten sonra bu yerlerin umumi tahriri hazırlanmıştır. Fatih döneminde yapılan tahrir defterine göre Karaman ili on bir vilayete ve iki nahiyeye ayrılmaktadır. Karaman bölgesi, 1500 yılında yapılan ikinci bir tahrir defterinde Vilayet-i Karaman olarak adlandırılmış ve on beş kazadan oluşmuştur. Bu dönemde Çumra, “karye-i Çumra tâbi-i Sahrâ-yı Konya”; yani Konya kazasına bağlı Sahra nahiyesinin bir köyüdür.
Çumra geçmişten günümüze tarımla uğraşan beldedir. Selçuklu, Karamanoğulları dönemleriyle Osmanlıların ilk yıllarında Çumra’da uygulanan tarımda ortakçılık sistemi, Yavuz Sultan Selim zamanında yerini reaya’ya bırakmıştır. Reaya, aslen Farsça’da “yönetilenler” anlamına gelen bir toplumsal sınıf olup “Reaya” sınıfının görevi üretim yapmak ve vergi vermektir. Daha sonraki yıllarda Çumra’da ortakçılık sistemi yeniden tesis edilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman zamanında Çumra’nın Suğla karyesinde olduğu gibi arazinin mahsulünün yarısının devlete verilmesi uygulaması yapılmıştır.
Osmanlı Döneminde Çumra’nın ürün gelirlerini daha çok buğday ve arpa oluşturmaktadır. Bunun yanında bağ, bahçecilikle ve arıcılık da yapılmaktaysa da halkın geçim kaynakları arasında hububattan sonra en önemli gelir kaynağı hayvancılıktır. Bu dönemde Çumra, şehzade hassına (şehzade maaşı) dâhildir. Öşür (arazi ürün) gelirleri de Karamanoğlu İbrahim Bey İmareti’ne aittir. 1518’de toplam hububat üretimi 23.300 kile civarındadır. Bu tarihten itibaren üretim gittikçe düşmüştür.
1530’lu yıllarda Çumra’nın nüfusu yaklaşık 360 kişidir. 1540 yılında ise nüfus olağanüstü şekilde artmış ve yaklaşık 625’i bulmuştur. Önemli bir yerleşim yeri olması nedeniyle aynı tarihte Çumra’da bir şeyh, bir vaiz, bir de hatip vardır. 1530’lardaki nüfus oranı, 1800’lü yıllara kadar aşağı yukarı aynıdır. Fakat Çumra nüfusu XIX. asrın başlarından itibaren azalmaya başlamıştır. Bu azalmada yöredeki kuraklıkların, çetelerin ve savaşların etkisi büyüktür. Hatta kıtlıklar sebebi ile bazı ova köyleri boşalmıştır. Bu nüfus azalmasının en önemli sebeplerinden biri de Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’nın ordusu ile Osmanlı ordusunun Konya Ovası’ndaki savaşında Çumra bölgesinin büyük oranda zarar görmesidir. Bu dönemde bazı köyler metruk (terk edilmiş, bırakılmış) hâle gelmiştir.
1840’lı yıllarda yazılan, 76 numaralı Konya Şeriye sicilinde Sahra Nahiyesi’ne bağlı Çumra Karyesi (Köyü) olarak ifade edilen yerleşim yeri, günümüzde Konya’nın büyük ve zengin yerleşim yerlerinden biri olması; geçmişte burada kalkınmanın olduğunu göstermektedir (Şahin, 2013).
1860 yılından itibaren metruk hâlde bulunun ören yerlerine muhacirlerin yerleştirilmesi düşünülmüş ve ilk göçmenler gelmeye başlamıştır.
1864 yılındaki Vilayet Nizamnamesi’ne uygun olarak 1871’de Sahra nahiyesi kaldırılarak Çumra da Hatunsaray nahiyesine bağlanmıştır. Çumra, 1900’lü yılların başından ilçe olduğu 1926 yılına kadar Konya merkezine bağlı bir nahiyedir. Ancak bu dönemde Çumra askerlik yönünden Seydişehir ilçesine, adli bakımdan da Bozkır ilçesine bağlıdır.
1883 yılından itibaren Balkanlarda etkili olmaya başlayan kıtlık neticesi Köstence üzerinden İstanbul’a gelen göçmenlerden 95 haneye mensup 323 nüfus, Çumra civarındaki metruk yerlere yerleştirilmişlerdir. Nogay Türklerinden oluşan bu toplulukların bir kısmı o dönem Susuz Ovacık denilen şimdiki Süleymaniye köyüne diğerleri de Seçme ve Fethiye köylerine yerleştirilmiştir. Aynı şekilde Çumra bölgesine yönlendirilen bir grup Kırım Türkü de Hamidiye (Yıkık) köyüne yerleştirilmiştir. 1890’lı yıllardan itibaren de Bulgaristan’dan gelen göçmen kafileleri fasılalarla Simi ve Balçıkhisar’a yerleştirilmişlerdir. Bunların dışında 1912 yılında Batum- Artvin taraflarından gelen 26 hane de Çumra yakınlarındaki Kınık mevkiinde şimdiki adı Beylerce olan yerde iskân edilmişlerdir. Daha sonra gelen Pomak göçmenleri de Alibeyhüyüğü kasabasının Gökhüyük (Timraş) Yaylası’na yerleştirilmiştir. Bu dönemde Çumra bölgesinde toplam sekiz yerleşim yerinde yaklaşık 1.200 göçmen iskân edilmiştir.
Osmanlı’nın son dönemlerinde Konya Ovası’nın sulanması için resmî ve gayri resmî birtakım çabalar olmuştur. 1907-1914 yılları arasında bir Alman firması tarafından açılan kanal ile Beyşehir Gölü, Mavi Boğaz’a bağlanır. Böylece Çumra Ovası yıllardır özlemini çektiği suya kısmen de olsa kavuşmuştur.
Çumra sulama projesiyle ilgili olarak sulama tesisleri ve burada çalışanların kalacağı lojmanlar yapılmıştır. Daha sonra ise İstanbul-Hicaz Demiryolu Projesi kapsamında trenin İskeleden geçmesi neticesinde yapılan istasyon binası burada binaların sayısını artırmıştır. Böylece bugünkü ilçe merkezi olan yerde yapılmış olan sulama tesis binaları, istasyon binası, depo ve buradaki çalışanlara da bazı meskenlerin yapılması ile bugünkü Çumra ilçesi yavaş yavaş oluşmaya başlamıştır. O tarihlerde bugünkü ilçe merkezi olan ve İskele olarak bilinen bölgede bu tesisler ve binalar dışında başka yerleşim yoktur. Çumra merkezde Osmanlı devrine ait istasyon ve sulama yapıları dışında tarihi ve kültürel eser bulunmamaktadır.
Çumra isminin nereden geldiği hakkında farklı rivayetler olup ismin aslının su ve çamurla ilgili olduğu düşünülmektedir. Bilinen kayıtlara göre 1000 yıllık yerleşim yerine ait Çumra isminin doğması ve yerleşimin “Çumra” ismini alması 15. yüzyıldan önceye dayandığı, Selçukluların ilk dönemleri öncesine gittiği tahmin edilmektedir. Tarihî seyre bakıldığında Çumra’nın tarihin her döneminde yerleşim ve barınma açısından oldukça cazip bir yer olduğu görülmekte olduğundan geçmişte bölge üzerinde yüzyıllar boyu devam eden egemenlik mücadelesi bunun en büyük delilidir. Beldenin eski bir yerleşim yeri olduğuna dair gösterilebilecek bir diğer kanıt Karamanoğlu İbrahim Beyin 1252 yılında yaptırdığı “Büyük Cami= Cami-i Kebir” (Resim1) ve yörede yapılan kazılar sonucu çıkarılan eserlerdir. Bu eserler Konya Arkeoloji Müzesi’nde saklanmaktadır (Kınalı, 1998). Günümüzde bile İçeri Çumra’nın ayakta duran en önemli mimarî eseri, köy merkezinde bulunan Büyük Cami yani Cami-i Kebir‟ dir. Beldenin tarihine ışık tutabilecek diğer önemli kaynaklar ise akademik düzeyde oluşturulmuş bazı yazılı belgelerdir. Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyelerinden İzzet Sak’ın 10, 11 ve 47 Numaralı Konya şer’iye Sicili ve Münir Atalar’ın Hac Yolu Güzergâhı ve Masrafı (Karayolu, 1253/1837) adlı çalışmalarından Çumra’nın adının geçtiği yerler ve Çumra tarihine ışık tutabilecek veriler incelenmiştir (Güven, 2006).
Osmanlı tahrir defterlerinde 15. yüzyılda Çumra adı geçmekte, Şeriye sicillerinden ulaşılan bilgilerde 1476 yılı kayıtlarında Çumra olarak geçmektedir. Çumra ilçesine adını veren ilk yerleşim yeri burasıdır. Çumra’nın 1500 yılında nüfusu yaklaşık 350 kişi olarak belirtilmektedir (Aköz ve Ürekli, 2000).
Tarihte; yukarıda da belirtildiği gibi eski devirlerde (Neolitik Çağ) yaşanılan bir yerleşim yeri olması, Karamanoğulları ve Osmanlı devleti dönemlerinde bu iki devlet arasında pek çok savaşa sahne olan beldeye “Çumra” isminin verilmesi öyküsü tarihi farklı olaylara bağlanmaktadır. Tarihlere göre Çumra’nın daha eski bir yerleşim yeri olması, yani Yavuz Sultan Selim ve IV. Murat’ın seferlerinden önce de olması nedeniyle bunlarla ilgili yapılan rivayetler doğru bulunmamaktadır.
Bazı kaynaklarda Çumra ismi ile ilgili farklı yaklaşımlarda mevcuttur. Çumra: Yol gitmek, Yol yürümek, Tanrı yolunda yürümek, Allaha giden yol” anlamlarını taşıdığı ifade edilmektedir (Seviş, 2020).
Prof. Dr. Tuncer Gülensoy’un Köken Bilgisi Sözlüğü kitabına (2007) göre yorumladığımızda; Çumra kelimesinin su ve çamurla ilgili bir isim olduğu ve Çum kelimesinin çokluk bildiren sözcük ve “ra“ ekininde yön gösterme eki olarak belirtilmesi nedeniyle (“Taşra (taş ra): dışarı” da olduğu gibi) Çumra’nın kelime anlamı olarak bölgenin geniş alan kapladığı, yerleşimin höyükler üzerinde olduğu, su ile ve çamur ile ilişkili bir isim olduğu söylemek daha mantıklı gelmektedir. Çumra ismi ile ilgili olarak su ve çamur ile ilişkili bir isim olduğu söylenmesine rağmen Çumra’nın ismi ile kaynaklarda verilen bu rivayetler hakkında ciddi araştırmaların yapılması gerekmektedir.
Osmanlının son zamanlarında Konya ve Çumra’da yapılan İstanbul- Bağdat- Hicaz tren yolu yapılması ve beraberinde Çumra sulama kanalları yapan yapımcı firma olan Almanların yapmış olduğu 1902- 1906 yıllarına ait haritada Çumra’nın yeri gösterilmektedir.
1902- 1906 Yılları arası Konya- Çumra Haritası (Kaynak:1)
Bu kaynaklarda Çumra’nın adı Çumra nam karye ve Çumra olarak geçmektedir. Harita 1’de Konya içerisindeki yerleşim yerlerine bakıldığında 1902 yılında Çumra gösterilmektedir. Harita 1’de görüleceği üzere Çumra Çarşamba çayının kolu üzerinde bu günkü İçeri Çumra’nın olduğu yerdir. 1909 yılında Çumra nahiye olmuştur (Candan, 2010). Bağdat Demiryolu ya da Konya – Bağdat demiryolu, Osmanlı İmparatorluğu’nda Konya’dan Bağdat’a ulaşmak üzere 1903 yılında yapımına başlanan 1597 km uzunluğundaki demiryolu hattıdır. Hatın ilk bölümü Konya- Karaman- Ereğli (Bulgurlu) tren yolu hattı yapılırken güzergâh üzerindeki Çumra’da boş bir araziye istasyon binaları yapılmıştır. Çumra’da ki TCDD’ye ait tren istasyondan ilk tren 1913 yılında geçmiştir.
Burada bir yanlışı da düzeltmek gerekmektedir. Tren yolunun İçeri Çumra’dan geçirilme isteğine köylülerin hayvanların rahatsız olacağı gibi nedenlerle karşı çıktığı için geçirilmediği söylentisidir. İçeri Çumra’nın merası, çayırı ve yaylalarının çoğunluğu tren yolunun geçtiği yere yakındır. Eğer bu söylenti doğru olmuş olsa köyün hayvanları bu günkü tren yolu güzergâhından daha fazla rahatsız olacağından dolayı bu söylenti tamamen yanlıştır. İşin gerçeği, bu güzergâhta kazı ve dolgu işlerinin çok olmayacağından yapımcı firma (Almanlar) mevcut güzergâhı tercih etmiştir, bu tespit Eskişehir Anadolu üniversitesinde yapılmış bir tez çalışmasında açıkça belirtilmektedir (Yılmaz,2015).
Çumra tarihi, ismi ve ilçe oluşu ile ilgili akademik seviyede araştırmaların yapılması ve yapılanların yayınlanması birçok yanlışın düzeltilmesi açısından fayda sağlayacağı düşünülmektedir.
Çumra’nın İlçe Oluşu
Milattan önceki 7.400 yıllarında Çatalhöyük’te ilk yerleşimin olduğu, Selçuklular zamanında yerleşim yeri olan Çumra‘nın bugünkü İçeri Çumra olduğu ve 1926 yılında Çumra’nın ilçe olduğu tarihi bir gerçektir. Çumra bölgesi çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış 10.000 yıllık bir yerleşim yeri, ismi 1000 ve ilçe oluşu ise 100 yıla yaklaşmıştır.
Çumra’nın ilçe olması için Konya Vilâyeti Meclisi Umumi Encümeni’nce kararlaştırılmış ve teşkil edilecek Çumra Kazasının sınırları tespit edilmişti. Talep 8 Eylül 1918 tarihinde Konya Valisi’nin imzasıyla Dâhiliye Nezareti’nin müsaadelerine arz edilmişti. Çumra’nın kaza olması talebinin hemen arkasından Mondros Mütarekesi imzalanmış (30 Ekim 1918) ve sonrası işgal seneleri yaşanmıştı. Mehmed Vahdettin’in (VI. Mehmed) saltanatının ilk aylarında Çumra’nın kaza olarak teşkil edilmesinin kararlaştırılıp Dâhiliye Nezareti’nin müsaadelerine arz edilmesinden anlaşıldığı kadarıyla bu talebin onaylanmadığı, ülkenin içerisinde bulunduğu savaş şartları nedeniyle ilçe olması teşebbüsü gerçekleşmemiştir. Ancak akim kalan bu taleple Çumra Nahiyesi bir kaza olmayı hak edecek gelişimi daha o zaman göstermişti (Güven,2023).
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa Çumra’da (18 Mayıs 1926)
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk 10 gün süren bir yurt gezisi yapmak, Tarsus’ta çiftlik kuracağı araziye bakmak, Taşucu’nda bulunan ve bir yıl önce de Dörtyol’da satın aldığı çiftliklerini görmek üzere 7 Mayıs 1926 günü Ankara’dan trenle hareket etmişlerdi. 8 Mayıs akşamı 22.30 sularında trenle Konya’ya ulaşmışlar ve bir saat durduktan sonra ayrılmışlardı (Kocatürk, 1988). Tekrar Konya’ya dönene kadar gezisinde Tarsus, Mersin, Silifke, Tekir, tekrar Mersin, Adana, Dörtyol ve oradan trenle Konya’ya hareket etmişlerdi. Maiyetlerinde Cumhurbaşkanlığı Başkâtibi Tevfik [Bıyıklıoğlu], Başyaver Rüsuhi [Savaşçı] ve Yaver Muzaffer [Kılıç] Beyler de yer almaktaydı. Çumra’nın da idari yapısını değiştirecek ve ilçe olmasını sağlayacak olan kanunun müzakere süreçleri devam ederken 18 Mayıs 1926’da Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa Adana’dan Konya’ya dönerken Çumra İstasyonu’nda karşılanmış ve mola sırasında yakın bölgedeki sulama tesislerinde incelemelerde bulunmuşlardı.
Birçok kayıtta bu ziyaretin verilişi de yanlıştır. Mustafa Kemal Paşa Konya’dan Adana’ya giderken değil Adana’dan Konya’ya dönerken Çumra’da mola vermiş ve incelemelerde bulunmuştur.
Mustafa Kemal Paşa’nın Adana’dan Konya’ya giderken 18 Mayıs 1926 Salı günü Çumra İstasyonu’nda karşılanışı ve bir müddet duraklama sırasında yaptığı incelemeler Babalık gazetesinde şöyle yer almıştır (Kayseri, 1981).
“… Çoktan beri derin hasretle teşriflerine intizar ettiğimiz Büyük Gazimizin Konya’mızı teşriflerinin haber-i beşâret âmizi üzerine sevgili Halaskarın hiçbir merasim arzu etmemelerine ve şehrimizi şereflendirecekleri haberinin geç vakit vasıl olmasına rağmen otomobillerle Ordu Müfettişi Fahreddin, Kolordu Kumandan Vekili Naci Paşalar Hazerâtı Vali İzzet, Cumhuriyet Halk Fırkası Müfettişi İsmail Hakkı ve Belediye Reisi Kazım Bey Efendiler Çumra İstasyonu’na giderek rasme-i istikbâl [resmî karşılama] ve ihtiramı ifa eyledikleri gibi halkımız da Müncî-i A’zamı [Büyük Kurtarıcı] görebilmek iştiyak ve arzusunu tatmin etmek için fevc fevc İstasyona büyük bir tehâlükle [can atma, birbirini itip çiğneme] şitâbân [acele eden, koşan] olmağa başlamışlardı. Paşa Hazretleri Çumra İstasyonu’nda tevakkuf buyurarak [duraklayarak] Konya Ovası Sulama Sahası’nda ve İstasyon civarındaki Postalcık Barajını ziyaret etmişler ve bend-i mezkûrun kapaklarını açtırıp kapattırmışlar ve iska [sulama, su verme] ameliyesiyle [uygulamasıyla] mezrûât [ziraî mahsulat] hakkında tedkikatda bulunduktan sonra trene râkib olmuşlardır [binmişlerdir].
Gazi, Konya’ya 18 Mayıs 1926 Salı günü (Kayseri, 1981) Konya yolu üzerindeki Çumra İstasyonu’nda kendisini karşılayanlar ve Konya heyeti ile görüşmüş, trenden indikten sonra doğruca Konya Sulama İdaresine giderek, ovanın sulanma durumu hakkında ilgililerden bilgi almış ve orada Karkın, İçeri Çumra ve Küçükköy çiftçileriyle de görüşen Atatürk, ayrıca Rakım Çumralı tarafından verilen malumatı dinlemiştir (Önder, 1989).
Pek çok kaynakta ve hatta resmi web sayfalarında bile, M. Kemal Paşa’nın Çumra’yı görünce “Bu şirin beldeyi geliştirmek, buraya önem vermek lazımdır. Çumra İlçe olmaya layıktır” diyerek verdiği emir üzerine Çumra’nın Kaza merkezi haline getirildiği nakledilmektedir. Bu şekilde izahat yanlıştır. Oysa Çumra’nın İlçe olmasını sağlayan kanun tasarısı hazırlanışı ve Başvekil M. İsmet İnönü tarafından TBMM’ne sunuluşu Atatürk’ün Çumra’ya geliş tarihinden önce olmuştur. Yani Çumra’nın ilçe olacağı gazete haberlerinde yer almamakla birlikte M. Kemal Atatürk’ün bu konuda bilgisi olduğundan Çumra’nın ilçe olması gerektiğini ve buna da layık olduğunu, bu güzel beldeyi bir bahar günü yörenin en güzel ve yeşil olduğu dönemde bölgede incelemeler yapmış olması nedeniyle bölgenin gelişmesine önem verilmesinin gerekli olduğunu karşılayıcılara ifade etmiştir (Güven, 2023).
2.1.2. Çumra’nın Kaza (İlçe) Oluşu (26 Haziran 1926)
Çumra Nahiyesi “Teşkîlât-ı Mülkiyye Kânûnu” ile Kaza olmuştur. Mülkî Teşkilatta çok büyük değişiklikleri içeren bu kanun içeriği ve gerekçeleri incelendiğinde üzerinde uzun süre çalışıldığı anlaşılmaktadır. Teşkilâtı mülkiye hakkında Dâhiliye Vekâletince tanzim edilen ve İcra Vekilleri Heyeti’nin 6 Mayıs 1926 tarihli içtimaında görüşülerek Kanun içeriği hazır hale getirildikten sonra TBMM’ne arzı tasvip olunan kanun lâyihasiyle (tasarısıyla) “esbab-ı mucibe mazbatasının” (gerekçeli tutanağın) tasdikli sureti ve ekleri Başvekil İsmet İnönü imzasıyla TBMM Başkanlığı’na gönderilmiştir.
Teşkîlât-ı Mülkiyye Kânûn Tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ilk olarak 29 Mayıs 1926 tarihinde görüşülmüş, görüşmede mecliste yeterli çoğunluk olmadığı için bu kanun TBMM’nde 30 Mayıs 1926’da “Teşkilâtı Mülkiye Kanun Lâyihası (Tasarısı)” TBMM ve Oturum Reisi Kâzım [Özalp] Paşa tarafından ikinci defa oylamaya sunulmuş ve kabul edilmiştir. 877 sayılı bu kanun 404 sayılı Resmî Ceride’de 26 Haziran 1926 tarihinde yayımlanmıştır. Kanun neşri tarihinden muteber olduğu için bu tarihte Çumra, Nahiye olarak ilga edilmiş (nahiyeliği kaldırılmış) Kaza olarak yeniden kurulmuştur (Güven, 2023).
Yukarıda belirtildiği gibi Teşkîlât-ı Mülkiyye Kânûnu ile Çumra Nahiyesi ilga olmuş ve Çumra ilçesi kurulmuştur. Rakım Çumralı da vilayetçe belediye başkanı olarak atanmıştır.
877 Sayılı Kanunla 26.06.1926 tarihinden itibaren Türkiye idari yapısında ilçe statüsüne geçmiş olan yer bu günkü İçeri Çumra olarak bilinen beldedir. Yaşadığımız eski bir yerleşim yeri olan köyümüz ilçe olarak da 1927 yılı ikinci yarısına kadar Çumra ilçe merkezi olarak görev yapmıştır.
İlçe merkezi iki kısma ayrılmakta olup biri demiryolu üzerindeki bu günkü Çumra, diğeri bunun 8 km batısındaki İçeri Çumra’dır. İlçe merkezi Belediye teşkilatının 1927 yılı ortalarına kadar İçeri Çumra’da daha sonra Belediye ve Kaymakamlık ve istasyon kısmındadır (Semiz, 2000).
Çumra’nın ilçe olması ilgili kanunun içeriğinde herhangi bir açıklama olmamakla birlikte, Çumra Kazası merkezinin Çumra İstasyonu’nda tesis edildiği anlaşılmaktadır. 25 Ağustos 1926 tarihli bir Arşiv Belgesinden anlaşıldığına göre Konya Vilâyeti’nde yeniden teşkil olunan Çumra Kazası merkezinin Çumra İstasyonu’nda tesisine karşı Çumra Belediye Reisiyle bazı arkadaşları tarafından mezkûr merkezin nefs-i Çumra’da (Çumra’nın içi/ İçeri Çumra) tesisi talebini içeren Başvekâlet-i Celilelerine gönderilen telgrafname üzerine Çumra Kazası merkezinin istasyonda tesisi gerek taksimat-ı mülkiye tedkik merkez heyetinin ve gerek Konya Vilâyeti’nin tasvibiyle icra kılınmış ve idari merkezlerin tren güzergâhlarında bulunmalarındaki iktisadî ve idarî faydalar aşikâr olduğu bildirilmiştir. Buradan anlaşılan Çumra kaza olduktan sonra, idari merkezin eskiden olduğu merkezde (İçeri Çumra’da) kalması için uğraşılmış ancak uygun görülmemiştir.
İlçe olduktan sonra da bir müddet bu günkü İçeri Çumra’dan yönetilmiştir. Çumra ilçe olduktan sonra Belediye Başkanı ve Muhtar İçeri Çumra’lı ve İçeri Çumra’dadır. Tren yolu yapıldıktan sonra Çumra’nın ismi mahallinde “İstasyon” veya “İskele” olarak bilinmekteydi. O yılarda burada tren yolunun, istasyon binaları ve sulama yapılarının olması ve yukarıda belirtildiği gibi Başvekâletinde eski yerinde kalmasını uygun görmemesi üzerine belediye başkanı Rakım Çumralı bu günkü İçeri Çumra’da ki Belediyenin eşya ve evraklarını toplayıp Çumra’da tren istasyonunun yanındaki Kemal Karaca’nın evine getirmiştir. İlçe merkezinin Demiryolu yakınındaki yerde olması mali ve idari olarak fayda sağlayacağı ve Vilayetçe de uygun görülmesi nedeniyle ilçe merkezinin “İskele” olarak bilinen Çumra’ya taşınmasından sonra Çumra adında iki yerleşim yeri olmuştur. Çumra ismi aynı anda iki ayrı yerleşim yerinde olamayacağı içinde eski Çumra “İç Mahalle” ve ilçe merkezinin taşındığı “İskele” de Çumra adını almıştır. Çumra’da birçok İçeri Çumralı Belediye Başkanı ve meclis üyesi olarak ilçede görev yapmıştır (Sayıcı, 2008).
İç Mahalle, İçeri Çumra Belediyesi ve İçeri Çumra Mahallesi
İç Mahalle: Rakım Çumralı belediye teşkilatını yaklaşık bir yıl kadar eski Çumra’dan idare ettikten sonra o tarihlerde İskele veya İstasyon olarak bilinen bu günkü ilçe merkezine taşıyınca Çumra ismiyle yeni bir yerleşim yeri olarak kayıtlara girmiştir. Böylece aynı isimle iki Çumra olunca Çumra olarak bilinen bu günkü İçeri Çumra = eski Çumra tren yoluna göre içeride kalması nedeniyle “İç Mahalleye” dönüşmüştür.
Eski Çumra (bu günkü İçeri Çumra) 1927 yılından 1957 Nisan ayına kadar Çumra’nın İç Mahallesi olarak idari yapısını sürdürmüştür. İç Mahalle belediyelik oluncaya kadar burada doğanların nüfus kâğıtlarında doğum yeri “İç ma= iç mahalle” olarak yazılmıştır (Fotoğraf 2).

Fotoğraf 3. Rakım Çumralı


İçeri Çumra Belediyesi
İç Mahallede 1956 yılında yapılan referandum ile Belediyelik olma kararını almıştır. Bu referandum ile Çumra’nın İç Mahallesi olmaktan çıkma kararı alan İç Mahallede 14 Nisan 1957 tarihinde İçeri Çumra belediyesi kurulmuştur. İç Mahalle olan eski yerleşim yeri Belediyelik olduktan sonra eski Çumra adına izafeten ve tren yoluna göre de içeride kaldığından İçeri Çumra adını almıştır. Böylece İçeri Çumra idari olarak Çumra’ya bağlı bir kasaba hâline gelmiştir. İçeri Çumra Belediyesi Fotoğraf 5’de sağ önde görülen ilk belediye binasında, sonra parkın kenarındaki ikinci belediye binasından (Fotoğraf 5) ve en sonra Fotoğraf 6’da görülen İçeri Çumra Belediye binasında hizmet vermiştir.
Fotoğraf 5: Belediye Binası ve Park (Mehmet Çetinkaya)
Resimde görülen üçüncü belediye hizmet binası mahalle olduktan sonra günümüzde Konya Büyükşehir Belediyesince KOMEK binası olarak kullanılmaktadır.
İçeri Çumra Mahallesi
6 Aralık 2012 Perşembe günü Resmî Gazete Sayı: 28489 sayılı Kanun ile On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi Ve Yirmi Altı İlçe Kurulması İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Kanun No. 6360 Kabul Tarihi: 12/11/2012). Büyükşehir belediyesi kurulması ve sınırlarının belirlenmesi kanununun 3. maddesi Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. Bu kanunun geçici maddesi gereği 30 Mart 2014 tarihinde yapılan mahalli idareler seçimi sonrası İçeri Çumra belediyesi kapatılarak Çumra’nın bir mahallesine dönüştürülmüştür.
14 Nisan 1957 yılında Belediyelik olan İçeri Çumra çıkarılmış olan Büyükşehir yasasıyla 30 Mart 2014 tarihine kadar 57 yıl kasaba olarak hayatiyetini sürdürmüştür.
Beş ayrı mahalleden oluşan 7 bine yakın nüfuslu Belediyelik olan İçeri Çumra kasabası belde olarak Çumra ilçesine bağlı 53 mahallesi arasında bir mahalle olmuştur (Harita 2).
İçeri Çumra’nın Konumu
Arazi Varlığı ve Nüfusu
Konumu: İç Anadolu’nun güneyinde, Türkiye’nin en büyük kapalı havzası olan Konya Ovası’nda yer alan ve Konya ilindedir. Tarihteki Çumra sınırları ile bu günkü İçeri Çumra sınırları arasında farklılıklar olduğu kayıtlarda geçmektedir. Burada bu günkü konumu ve arazi varlığı verilmiştir.
İçeri Çumra, Konya ili Çumra ilçesinde yer almaktadır. Konya’ya 35 km, Çumra ilçesine 8 km uzaklıktadır. Konya’nın güneyinde Konya- Karaman kara yolu üzerinde ki arazide kurulmuştur (Anonim 2022a). Konya-Karaman D-715 Devlet Karayolu Kulu’dan başlayıp Silifke’ye kadar uzanan bir yol ağı olup 1952 yılı ve sonrasında NATO yolu olarak yapıldıktan sonra bu yolda kara yolu ulaşımı artmıştır. İçeri Çumra GPS koordinatları olarak 37°34´47.2224″ kuzey ve 32°39´36.8640″ doğu koordinatları arasında yer almaktadır. İçeri Çumra’nın posta kodu 42520’dir. İçeri Çumra rakımı (ortalama deniz seviyesine göre yüksekliği) 1.024 m’dir. Bu yüksekliğin en yüksek noktası olan hüyüklerde rakım yaklaşık 50-300 metre kadar daha fazladır.
İçeri Çumra’nın batı ve kuzeybatısında Torosların bir kolu olan Abaz dağları ve Seçme Mahallesi (yükseklik: 1325 m), Meram ilçesinin Çarıklar mahallesi, kuzeyinde Karatay ilçesi Kaşınhanı ve Abditolu mahalleleri, doğusunda Çumra ilçesinin merkez mahalleleri ve Organize Sanayi Bölgesi, Abditolu, Dedemoğlu, Fethiye ve güneyinde Alibeyhüyüğü mahallesi ve Beylerce mahalleleri ile çevrilidir.
Arazi varlığı: İçeri Çumra, Konya ovası düzlüğü içerisinde 16.294 ha (162.940 dekar) arazi varlığı ile yörede en geniş alana sahip mahallesi olup tarla ziraatı ve sebze üretimiyle uğraşmaktadır. Mahallenin tek akarsuyu tarımda sulama amaçlı kullandığı Beyşehir gölü ve Göksu’dan beslenen Çarşamba çayının koludur. Çarşamba çayına su verilmediği dönemlerde tarımda tarla sulamada son yıllarda ağırlıklı olarak yeraltı suyundan faydalanılmaktadır (Anonim 2022b).
Osmanlı dönemindeki arazi kullanımı farklı olduğundan Çumra hudutları içerisindeki Sakarlar ve Denler mezrasını Alibeyhüyüğü’ndeki Şeyh Şekerim Dede Vakfı’nın olduğu bildirilmektedir (Ceran, 1999). Köyümüzün yaşlıları tarafından yörede birçok arazinin vakıf olduğu bildirilmekle beraber bu gün mahallede aktif bir vakıf ve vakıflarca sahiplenilmekte olan vakıf arazisi bulunmamaktadır.
Ekonomisi tarıma dayalı olan yerleşim yerinden 1913 yılında Konya- Karaman tren yolunun bitirilmesiyle iskeleden ilk trenin geçmesi ve sulama projesinin bitirilmesi sonrası ulaşım ve pazarlama kolaylığı sağlandığından yörede zirai üretimde ve ticarette artış görülmüştür.
İçeri Çumra 10.632 hektar tarım alanı ile Çumra tarım alanının %7,01’ni, Konya tarım alanının %0,47’sini, 3691 hektar mera alanı ile Çumra’nın %11,01’ini, Konya’nın %0,48’ini ve toplamda Çumra’nın %9,71’ini ve Konya’nın %0,40’ını kaplamaktadır. İçeri Çumra’da orman yoktur. Belediye başkanı Şaban Taşdelen zamanında İçeri Çumra Organize Hayvancılık Bölgesi kurulması ve tren yolunun doğusunda ki meraların mera vasfı değiştirilerek Çumra Organize Sanayi Bölgesine tahsis edilmesi nedeniyle mera alanlarında önemli alan kaybı yaşanmıştır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında tarımda, ulaşımda ve ticarette demiryollarının daha sonraları ise karayollarının çok önemli katkısı vardır. NATO yolu olarak 1952 yılından sonra yapılan Konya- Karaman- Silifke kara yolu ulaşımın artmasına, ulaşımda ağırlığın karayolları ulaşımına kaymasına ve İçeri Çumra’nın cazip hale gelmesine neden olmuştur. Bu nedenle de özellikle Bozkır, Hadim, Taşkent ve diğer dağlık yerleşim yerlerinden göç almıştır.
Tren yolu İçeri Çumra’nın arazilerinden geçmesine rağmen Mahalle’de, devlet demir yolu istasyonu ve ulaşımı yoktur. Ulaşım karayoluyla (Konya- Karaman vd.) yapılmaktadır. Bu nedenle, bu iki yerleşim yerinin bu günkü isimleriyle ilgili bazı değerlendirmeler yapılırken İçeri Çumra’nın kara yolu üzerinde olmasından dolayı ilçe Çumra’nın içeride kalması nedeniyle yerleşim yerlerine isimlerin ters verildiği şeklinde ifadeler kullanıldığı da olmaktadır.
Nüfusu: Tespit edilebilen verilere göre 2000 yılına kadar artış gösteren İçeri Çumra nüfusu daha sonraki yıllarda azalma göstermiştir. Tablo 1’de görüldüğü gibi nüfus kaybı devam etmektedir.
Tablo 1. İç Mahalle ve İçeri Çumra’nın Nüfusu.
|
Yıl |
Nüfus (Kişi) |
Yıl |
Nüfus (Kişi) |
|
1927 |
3510 |
2014 |
7.014 |
|
1935 |
3.510 |
2015 |
6.960 |
|
1960 |
4.306 |
2016 |
6.905 |
|
1965 |
4.852 |
2017 |
6.859 |
|
1980 |
6.036 |
2018 |
6.801 |
|
1990 |
8.517 |
2019 |
6.712 |
|
2000 |
12.335 |
2020 |
6.622 |
|
2009 |
7.329 |
2021 |
6.600 |
|
2014 |
7.005 |
2022 |
6.421 |
İçeri Çumra’da Belediye Başkanlığı, Meclis Üyeliği, İl Genel Meclisi Üyeliği, Muhtarlık ve Çumra dışında Belediye Başkanlığı yapmış olan çok sayıda İçeri Çumralı vardır. Bu görevlerde bulunanlar aşağıda sırasıyla verilmiştir.
İçeri Çumra Belediye Başkanları
1. Mehmet Özmert- (Merhum- Şıhhasanın Mehmet) (1957- 1958- Meclis üyeleri arasından seçildi)
2. Ahmet Ünver (Merhum- 1958- 1960- Meclis Üyelerince Seçildi)
3. Süleyman Sarı (Merhum- 1960- Meclis Üyelerince Seçildi)
4. Mehmet Çeçen (Merhum- Atama 1960-1961)
5. Osman Bayrakçı (Merhum- Atama- 1961))
6. Mehmet Sakallı (Merhum- Atama- 1961-1963)
7. Süleyman Sarı (Merhum- Seçim, 1963- 1977)
8. Battal Tekiş (Merhum- Seçim, 1977-1980)
9. Seyit Güven (Meclis Üyelerince seçildi- 1980- 3 ay görev yaptı)
10. Eyüp Yaşar (Merhum- Ara Seçim 1980- 21 gün görev yaptı)
11. İsmail Kartal (Atama- 1980)
12. Kamil Çoban (Merhum- Atama- 1980-1983)
13. Halit Yaymacı (Merhum- Seçim, 1984-1993)
14. Ali Cebecioğlu (Meclis Üyelerince seçildi 1993- 1994, 1 yıl görev yaptı)
15. Mehmet Kınalı- (Seçim, 1994- 2004)
16. Şaban Taşdelen- (Seçim, 2004- 2009)
17. Mehmet Kınalı- (Seçim, 2009-2014)
Fotoğraf 8. Köylülerden Bir Hatıra (Mehmet Çetinkaya)
İçeri Çumra Dışında Belediye Başkanlığı Yapan İçeri Çumralılar
1. Rakım Çumralı (Merhum- Çumra İlçe Belediye Başkanı (1926- 1940)
2. Mulla Ziya Yaymacı (Merhum- Çumra İlçe Belediye Başkanı (1944- 1947)
3. Faik Şenyıl (Merhum- Çumra İlçe Belediye Başkanı (1951-1955)
4. Refik Tuzcuoğlu- Siyasal Bilgiler Fakültesi Mezunu- Konya Meram Belediye Başkanı (2004- 2009), 2016 yılında itibaren Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na Müsteşar Yardımcısı olarak atanan Tuzcuoğlu ayrıca İLBANK Yönetim Kurulu Başkan Vekilliğini yapmıştır. Halen Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcılığı görevini sürdürmektedir.
5. Ziya Kuz- İhsan Hocanın oğlu- Bozkır ilçesi Üçpınar kasabasında 2004- 2009 yılları arasında bir dönem belediye başkanlığı yapmıştır.
İçeri Çumra’nın Çıkardığı İl Genel Meclisi Üyeleri
• Lütfiye Çumralı
• Ziya Yaymacı (1951- 1953)
• Haydar Koyuncu (Konya Belediye Meclis Üyesi ve Encümen Üyesi 1968- 1980)
• Rafet Gökkaya
• Mehmet Yaymacı
• Bekir Yaşar
• Sadettin Gökkaya
• Tevfik Dündar (Konya)
• Hidayet Onur (Konya)
Köylülerden Bir Anı (Mehmet Çetinkaya)
İçeri Çumra’daki Mahalleler ve Mahalle Muhtarları
İçeri Çumra’da bulunan mahallelerin isimleri de kasabanın tarihini yansıtmaktadır. Bunun için mahalleler hakkında kısa bir bilgi verelim. Karamanoğullarının iki paşasının Pir Ahmetli ve Esat Paşa’nın adı İçeri Çumra “İç Mahalle ve Kasaba” iken iki mahallenin de adıydı. Pirahmetli ve Esat Paşa mahalleleri adının tescili; tarihi kayıtların yanında Esat Paşa camisinin bahçesinde bulunan Esat Paşanın mezarı ve Pir Ahmetli mahallesinde küçük bir mezarlıkta bulunan Pir Ahmet’in mezarı ile de yapılmaktadır.
1997 yılına kadar dört mahallesi olan İçeri Çumra’da 1997 yılında Mehmet Kınalı mahallesinin kurulmasıyla birlikte 2014 yılına kadar toplam 5 adet mahallesi olmuştur. Bu mahallelerle ilgili bilgiler aşağıda verilmiştir.
İçeri Çumra’nın mahalleleri:
• Minarealtı Mahallesi
• Pir Ahmetli Mahallesi
• Esat Paşa Mahallesi
• Sarı Aliler Mahallesi
• Mehmet Kınalı (Çakılkuyu) Mahallesi
Minarealtı Mahallesi Muhtarları:
• Molla Ziya Yaymacı (1939- 1941)
• Hasan Gökkaya
• Ramazan Devrim (Kınacıların Ramazan)
• Hacı Mehmet Büyükesen (Esenin Hacı Mehmet)
• Cafer Şen.
Pir Ahmetli Mahallesi Muhtarlık Yapanlar:
• Arap Osman Dündar
• Şükrü Mucurlu
• Ahmet Tatoğlu (Tekiş Ahmet)
• Hasan Koyuncu
• Kara Süleyman
• Seyit Gökalp
Esat Paşa Mahallesi Muhtarları:
• Mehmet Gürel
• Battal Sürücü
• Ali Yetkin
• Ali Sürücü
• Ahmet Yılmaz
• Mustafa Kiraz (Kirazın Mustafa)
• Battal Yılmaz
• İbrahim Günaydın
• Nalbantın Kudret
• Halit Sağlam.
Sarıaliler Mahallesi Muhtarları:
• Ramazan Dündar (Hafız Ramazan)
• Yusuf Biçer
• Süleyman Kart
• Kara Süllü
• Mehmet Erkuş (Mehmet Çavuş)
• Mehmet Ocak.
Mehmet Kınalı Mahallesi
Çakılkuyu mevkiinde 1997 yılında İçeri Çumra’ya beşinci bir mahalle daha eklenmiştir. Çakılkuyu mahallesi olarak da bilinen bu yeni mahallenin adı değiştirilerek dönemin belediye başkanı Mehmet Kınalı’nın adı verilmiştir. Mehmet Kınalı Mahallesinde 27 yıl süreyle Abdurrahman Özkan muhtarlık yapmış ve mahalle Büyükşehir Belediye yasası ile kapanmıştır.
Kasaba Muhtarları
1950 yılına kadar İç mahallenin idari olarak dört mahallesi ve dört muhtarı olan bir yerleşim yeri iken 1950 yılında tek muhtarlığa dönülmüş olup aşağıdaki kişiler muhtarlık görevinde bulunmuşlardır.
• Ali Bozkır (Dikkulak)
• Mehmet Çetinkaya
• Boşnak Şenyıl
• Mehmet Seferoğlu
• H. Hasan Yaşar
• Hacı Ahmet Yetkin
• Ali Haydar Aslan
• H. İbrahim Ethem Gürel
• Osman Nuzumlalı
• Halil Kafalı
• Seyfettin Yakar.
6 Aralık 2012 Perşembe günü Resmî Gazete Sayı: 28489 sayılı Kanunun 3. maddesi Birinci ve ikinci fıkrada sayılan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. Bu kanunun geçici maddesi gereği 30 Mart 2014 tarihinde yapılan mahalli idareler seçimi ile İçeri Çumra belediyesi kapatılarak Çumra’nın bir mahallesine dönüştürülmüştür. Büyükşehir yasasıyla İçeri Çumra kasabası belde olarak Çumra ilçesine bağlı 53 mahalle arasında Çumra’nın Mahallesi olmuştur.
Büyükşehir yasasından sonra yeni idari şekliyle tek mahalle olan İçeri Çumra’da yapılan muhtarlık seçimlerinde mahalle muhtarı olarak görev yapanlar:
• Mehmet Ali Çatlak (2014-2019)
• Metin Sarıkulga (2019- 2024)
Belediye Meclis Üyeleri
Çumra Belediyesi Meclis Üyeleri
Seçim kanunu gereği İçeri Çumra mahallesinden seçilen Çumra Belediyesi Meclis Üyeleri
• Bekir Yaşar (AKP- 2014- 2019 ve 2019- 2024 Dönemleri)
• Mehmet Yavuz (MHP- 2014- 2019 ve 2019- 2024 Dönemleri)
• Fevzi Yağcı (AKP- 2014- 2019 Dönemi)
• Murat Göremez (İP- 2019- 2024 Dönemi)
– Bekir Yaşar ve Mehmet Yavuz Çumra Meclis üyeleri arasından seçilen Büyükşehir Şehir Belediyesi İl Genel Meclis üyeliği de yapmaktadır.
– Ayrıca Hemşehrimiz Azam Ölmez Meram Belediyesi (AKP- 2019- 2024) Meclis Üyeliği yapmaktadır.
Büyükşehir Şehir Belediyesi meclis üyeliğine Çumra Belediyesi Meclis Üyesi olarak İçeri Çumra mahallesinden her iki dönemde seçilen Bekir Yaşar ve Mehmet Yavuz temsil etmiştir.
Geçmişi, idari yapı çeşitliliği, konumu, nüfusu, yapılaşması ve ekonomik gelişmişliği ile adeta bir ilçe havası vermekte olduğundan İçeri Çumra Türkiye’nin idari yapısı içerisinde layık olduğu yerini alması ve tekrar belediyelik olması beklenilmektedir.
Belediye Başkanı Mehmet Kınalı Ziyareti (Adnan Yağcı)